göktuğ grup
Güveninizi, güvende tutuyoruz...
  Anasayfa | İnsan Kaynakları | Basında Göktuğ | İletişim
Göktuğ Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti.
Göktuğ Güvenlik Sistemleri Ltd. Şti.
Göktuğ Temizlik Hizmetleri Ltd. Şti.
Göktuğ Personel Hizmetleri Ltd. Şti.
Göktuğ Bilişim, Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.
 
goktug Güvenlik Hizmetleri     Temizlik Hizmetleri     Personel Hizmetleri     İlaçlama     Güvenlik Ürünleri     Hakkımızda     Referanslar     guvenlik
 Haberler
Basında Göktuğ
goktug
haberler

T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
ÖZEL GÜVENLİK ŞİRKETİ FAALİYET İZİN BELGESİ







Güveninizi, güvende tutuyoruz...

 
İdil Çeliker Röportajı
'Kafam attı mı sıkarım'
Cuma günü Güneş'in manşetinde 'Polisi çıldırttık' başlıklı bir araştırmaya yer verilmişti.
ülke genelinde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, yüz polisten 98'i depresyonda, 99'u duygusal tükenmişlik içinde...
Bu veriler ışığında, 13 yılda 400 intihar vakası az bile...
Cinnet halleri, belindeki silaha güvenip sağa sola çatma, çıkma durumları dahil değil üstelik rakamsal değerlere...
Elbette içinde bulundukları koşullar sağlıklı ruh halini zeminden sarsıyor... Emniyetin, mensuplarına yönelik kurtarma çalışması yok mu? Var elbette, ama psikoloğa giden geri hizmete çekiliyor, ya mimleniyor ya da 'hastalıklı' yaftası yapıştırılıyor üstüne...
Bu ülkede ruhsal durum ehliyeti olmadan silah kuşanan, elbette bu mesleğin erbapları değil sadece...
Geçenlerde bir dost vasıtasıyla tanık olduk. Silah almak için müracaatta bulunan bir vatandaş, sağlık raporu için doktora gitmiş. Sormuşlar, 'Aklın başında mı, silah taşımak için ruhsal durumun elverişli mi?' diye. Ne denir ki bu soru karşısında, 'yani Hipokrat yemini ettiğiniz için biliyorum ser verir, sır vermezsiniz. Aslında ben delinin tekiyim. Kafam attı mı sıkarım sağa sola,' falan mı?
Yahu, belinde demiri taşıyanın çelik kadar sağlıklı olması gerekmez mi? Olmaz olsun böyle test...

Bekçiler anılarda kaldı
Emniyet teşkilatının durumu ortada. Suç da suçlu da almış başını yürümüş... Güllük gülistanlık gösterilen memleket tablosunda işsizlik, açlık kol gezerken, daha fazlasını beklemek de hayal zaten...
Eskiden, polisin en büyük desteği bekçilerdi. Artık sadece hatıralarımızda kalmış olsalar da deliksiz uykularımızın kahramanlarıydı onlar.
Şimdi imdadı 'Özel Güvenlik'ten bekler olduk...
Hele yeni yasadan sonra...
Bir vesile tanıştığım eski ordu mensubu Haydar Özdemir, Göktuğ Güvenlik Şirketi'nin üst düzey yöneticisi...
Yasa güvenlik şirketlerine pek çok yaptırım getirdi biliyorsunuz.
Artık yoldan geçen şirket kuramayacak... Ciddi bir maddi yatırım gerekiyor bu iş için...Benim ilgimi çeken işin bu boyutundan çok, temel eğitim programları...
12 ayrı ders planlaması yer alıyor eğitim sürecinde. Hepsini tek tek inceledim, ama yine aynı yerde takılı kaldım. Toplum psikolojisine yönelik eğitim var ama eğitime tabi tutulan kişinin psikolojisine yönelik bir test koşulu yok...

Yetkileri genişliyor
Malum, yasa özel güvenlik mensuplarının etki ve yetki alanlarını genişletiyor. Gereğinde tutuklama, silah kullanma yetkileri de verilecek sistemin üyelerine.
Haydar Bey'e sordum, 'Nereden bilinecek bu şahısların ruhsal durumu?' diye. Kendi şirketlerine yönelik bir çalışmadan söz etti. 'Kim olursa olsun, silah taşıma yetkisi alan herkesi psikolojik testlerden geçireceğiz.' Umarım örnek olur tüm kuruluşlara.
Haydar Özdemir'i yakalamışken, sadece bu konuya yönelik konuştuğumu sanmayın. Gerçekten önemli olduğunu düşündüğüm pek çok detayı gelecek günlerde kendisiyle söyleşi yaparak taşıyacağım bu sayfaya...
Özel Güvenlik yasasında güvenlik elemanlarının en az lise mezunu olması şartı var. Bu da demek oluyor ki, 29 Mart ertesi en az 40 bin işsiz daha katılacak orduya...
'İş sahası yaratılmıyor' naralarımızın çözümünü 'doldur-boşalt' sisteminde ararlarsa, yanıldıkları kadar, yaralarlar insanları...
Hala, beyaz yakalılar iş bulamazken, ilk ve ortaokul mezunlarını işsiz bırakmak, açlığa mahkum etmekten başka bir ifade taşımıyor.
Hazır söz maddiyattan açılmışken, Özel Güvenlik yasasında şirketlerin eğitim amaçlı kurs programları vermesi zorunlu kılınıyor ya... Bu vesile, İçişleri Bakanlığı'na her şirket 10 milyar ödemekle yükümlü.
Sistemin örneği olmadığı için önceleri ses çıkmadı bu talepten. Ama ülkede her türlü eğitim iznini veren tek mercinin Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu da bilmeyen yok.

İzni kim verecek?
Şimdi ortalık biraz karışık görünüyor, Milli Eğitim Bakanlığı 'izin bizden alınacak' diyor, İçişleri 'bizden'...
Anlaşılan o ki, izin işin kılıfı. Herkes şirket başı ödenecek 10 milyarın peşinde...
Hayaliyle bile bütçe yapılıp, sağa sola üleştirilmiştir çoktan. Dolayısıyla iki bakanlık için de bu gelirden vazgeçmek zor.
Perşembenin gelişi çarşambadan belli işte... Yakında hem Milli Eğitime, hem İçişleri Bakanlığı'na ödeme yapılacak denirse, hiç ama hiç şaşırmayacağım.

Not: Haydar Özdemir'den bir söz aldım. Söyleşi yaparken, yakın koruma ile kentte gezmenin fiyakasını, ilginç anıları hepsini paylaşacağım sizlerle...
Bu da konuya ilişkin bizim lafımız olsun. 'Dost korktuğunda koştuğun değil, korkmadan yaşamayı öğretendir.'

 


High Magazyn, Haziran 2006


Bodrum Ekspres, 27 Mayıs 2008, Anasayfa


Bodrum Ekspres, 27 Mayıs 2008, İç Sayfa Haberi


 
     
 
Anasayfa | Güvenlik Hizmetleri | Temizlik Hizmetleri | Personel Hizmetleri | İlaçlama | Güvenlik Ürünleri | Hakkımızda | Referanslar
 
 
İnsan Kaynakları | Basında Göktuğ | İletişim | Site Haritası | Kullanım Esasları | Gizlilik Sözleşmesi | Telif Hakları
 
     
 
 SiyahKare © 2004 - 2008